7 Haziran 2012 Perşembe

bu günlerde mest olduğum ses...

 Kendileri Ahmet Enes Karaçam.
"Bülbülüm Altın Kafeste" adlı anonimi çok severim,aşka gelip dinleyesim gelmişti ki bu esnada tanıştım Ahmet Enes'in bayılası o süpersonic sesiyle. Sonra birde ne görem bu parçanın paylaşıldığı klip "Menekşe ile Halil" den alıntı olmasın, çifte kavrulmuş bir seyir keyfi oldu bendeniz için =)).Yaptığım küçük bir araştırma sonrası kimdir bu Ahmet Enes diye ;
Kendi Kaleminden Ahmet Enes ;
Bir Aralık'ta, Erzurum'da doğmuşum. Çocukken çok ağlamamı, büyüyünce güzel sesli olacağımın alameti sayarlarmış. 1 yaşında beni tutup İstanbul'a, hayallerimin ve kalbimin şehrine getirmişler (iyiki de getirmişler)... Derken büyüdüm, okullar bitirdim, bir insanın büyürken görmesi gereken birçok şeyi gördüm, yaşadım İstanbul'da.. şimdi "şehrimin radyosunda", ağlamaklı çocukluğumdan kalan "güzel" sesimle şarkılar söylüyor, dinletiyor ve dinliyorum..
 ....diye paylaşmışlar sevgili kaynak sitede =)
Belki biraz daha fazlası vardır diyerek, Ahmet Enes'in resmi olduğunu umduğum facebook sayfasındada biyografisini paylaşmışlar, bende bu paylaşımı paylaşmak istedim =)) (çok paylaşılası bir cümle oldu )

Ahmet Enes Biyografisi;


18 Aralık'ta, Erzurum’da doğdu.

İlkokul, ortaokul ve liseyi Üsküdar’da okudu.

2005 yılındaki Pakistan depreminde tercüman olarak görev yaptı.

2008'de İstanbul Üniversite’sinin Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu.

Üniversite öğrencilik yıllarında radyo programcılığına başladı, aynı dönemlerde çeşitli okul ve kültür merkezlerinde sayısız konserler verdi.

Canlı müzik formatlı radyo programıyla 2007 yılında "Yılın En İyi Radyo Programcısı" ödülünü aldı.

Üniversite mezuniyetinden sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin başkentinde biri TOEFL, diğeri Gazetecilik başlıklı iki sertifika aldı.

Yurda dönüşünde TRT’de yayına başlayan 'Medya Müfettişi' programının editör kadrosunda görev aldı. Daha sonra TRT Müzik kanalının açılmasıyla eş zamanlı olarak yayına başlayan 'Günaydın Türkiye' programında performans sanatçısı olarak görev yaptı.

Çeşitli reklam, haber ve tanıtım metinleri seslendirdi, belgesel ve reklamlara müzik yaptı.

Haber programı yapımcılığı ve haber spikerliğine devam ettiği esnada, 2011 yılında kısa dönem er olarak askere gitti Eylül ayında terhis oldu.

Halen bir televizyon kanalında seslendirmen olarak görev yapıyor.

æ bir yay burcu. Kalbiyle yaşıyor. En büyük hayali kendisinde saklı. En büyük isteği ise Sofi isminde bir kız babası olmak...


Umarımki hayalleride Sofi'side gelecekte onunla olsun....
Eğer bu keyifli sesin müziğini ve parçalarını merak ederseniz ; mutlaka ama mutlaka,
"Bülbülüm Altın Kafeste",
"İhanet",
"Yalanda Olsa",
"Sevdim" ,
"Cennet",
"Makam",
"Farkında Mısın? "
dinlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum... 

                                                                                    pek çok öptüm =)(=

5 Haziran 2012 Salı

herşey insanoğlunun ilk keramiği keşfiyle başlar...


    Seramik ve seramik sanatı benim hayatımda çokça keyifli bir yerde bulunuyor..İlk defa üniversitede tanıştık zataliyle =) Taş-seramik dersinde; ancak teorisi ve tarihi ile  pek kaynaştığımı söyleyemeyeceğim.. O zamanlar seramik benim için sadece geçmek zorunda olduğum sıkıcı bir dersten ibaretti, seramiği başka türlü düşünememiştim heleki bir sanat olarak asla değerlendirememiştim çok yazıkki...
    Ama gelin görünki kader ağlarını bir kez daha ördü ve bu sefer ki rastlaşmamız vazgeçilmez oldu =)) İzmir'li olanlar bilir belediyemizin çeşitli meslek yetiştirme ve hobi kursları vardır hali hazırda sürmekte olan.Bende boş zamanıma değer katmak için küçük bir araştırma sonrasında, ahşap boyama kursuna niyeten ancak kontenjan yokluğu nedeniyle seramiğe istemeyerek transferli kayıt olmuş buldum kendimi..Ok yaydan çıktı bir kere yapacak bir şey yok sanatsever biri olarak başladım kursa =))Ama ne başlamak, hayatımda yaptığım en güzel şeylerden biri bu kursa başlamak olmuş, ilerleyen zamanla bunu daha iyi idrak ediyorum. Seramiğin sadece çamurdan ibaret olmadığını, benim okulda gördüğüm taş-seramik dersi ile alakasının hiiiiiiiiiiç olduğunu , diğer tüm sanat dallarında olduğu gibi hakikatten bir yaşam ve kendini ifade biçimi olduğunu zaman ilerledikçe çok daha iyi anlıyorum. Yaratıcılığın körüklendiği ve insanın içinde gücün bir yansıması.. Herşey minik bir düşünce filiziyle başlar ya, sonrasında hayatta vuku bulur , tasarım ve sanatın yansıyan bir yüzü olarak seramikde benim için bunu ifade ediyor... Sevgili hocamız Duygu KAHRAMAN'ın rehberliği, bizlere kattığı bilgi ve hoş anılarla dolu keyifle geçen dolu dolu  iki yıllık bir kurs çalışmamız oldu. Bu süreçte sergilere katıldık, yarışmalara katıldık,bolca taşkınlıklar mı yaptık, en çokta güzel insanlar tanıyıp keyifli deneyimleri paylaştık... Şimdi herbirimizin dağılması ve o keyifli hafta sonlarının yerini başka keyiflere bırakmasıyla birlikte özlem ve hoş tebessümlerle andığımız Belgem Çiçekleri'yiz (Ezgi, Hasan, Sevcan, Muhammet, Berkay, Selma, Emel, Gülşah, Duygu,Türkiz ve ben) her birimiz =)(=  
 Yapmış olduğumuz işlerin bir kısmını aşağıda paylaşmak istiyorum,....                                      

İzmir Rotary Kulübü 10. Altın Testi Seramik Yarışması

İzmir Resim ve Heykel Müzesi
Selma Yeşil

Hasan Çağlayan

Berkay Kaplan

Serap Çağlayan

Ezgi Aykoç

Muhammet Çağlayan 
                    
                          Yukarıda yayımlamış olduklarım cahil cesaretiyle çok keyif alarak, sanki herbirimiz usta sanatçılarmışız edalarıyla ve heyecanlanarak katılmış olduğumuz İzmir Rotary Kulübü 10. Altın Testi Seramik Yarışması işlerimiz.. Bizim için güzel bir deneyimdi =))



    Güzellik ve emeğin yoğrulduğu, yaratıcılıkların havalarda uçuştuğu, birbirinden güzel geçen ve "aaaa bugunde ne çabuk bitti yaww=))" dediğimiz, iyiki tanışıp sonra da kaynaşıp, keyfin  keşifle harmanlandığı içimde hep apayrı yerleri olan çiçeklerime......

26 Şubat 2012 Pazar

felsefenin izleri...

 Kendimi bildim bileli; bireysel iyileşme ,edebiyat ve felsefe hayatımın bir parçası, bakış açımın gelişmesinde de en büyük rehberim olmuştur.Şu anda ismini hatırlayamadığım bir gelişim kitabında;

" Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür...
Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür...
Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür...
Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür...
Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür...
Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür...
Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür..." - Mahatma Gandhi 

'nin söylemiş olduğu bu dizeleri ilk okuduğumda, biraz alaycı biraz ciddiyetsiz bir tekerleme gibi gelmişti ancak 2 okumamda jeton oyle derın düştü ki yaşantım boyunca hep aklımın bir yerinde, yaşadığım her olayda çınladı kulaklarımda o satırlar.Kelamında ,düşüncelerinde hayatımızdaki yerinin büyük olduğuna inanıyorum.Sevdiğimiz yada sevmediğimiz huylarımızın gelişip değişim göstermesi bizlere bağlı.Bu yüzden sözlerimize dikkat!!! belkide kader bildiğimiz bizim yaratıcı gücümüzün eseridir...
(dizeler internetten alıntıdır, kaynak; http://tr.wikiquote.org/wiki/D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce )
                                                                                pek çok öptüm =)(=

17 Şubat 2012 Cuma

Hayırlar dolu cumalar ola... =)(=

 Aslında öyle çok şey var ki paylaşmayı istediğim ilk blogumu açtığımdan beri fakat işti, hayattı, çokçada ertelemeyle,  şuy du buydu derken kısmet yeni bloguma imiş =))
Öncelikle bu blogu açmamdaki amaç her blogger gibi ; renkli,sıradışı,  fısıltısı ve gürültüsüyle hayatı, yaşamayı ve en çokçada kendi merceğimden tüm bunları paylaşmayı seviyor olmamla alakalı.=)(= Uzunca bir süredir hayatımı, ve içsel bir yolculukta kendimi dinlemedeyim , farkettim ki önceliğimdeyken bu blog ve bir çok şey ertelediklerimden oluvermiş öncelik listemin alt basamaklarına düşerken...
Söylemeden geçemeyeceklerimden; benim blogumu "aa buda kimmiş neleri var çıkınında?" yada "yanlışlıkla" tıklayıpta tanışmış olduklarıma  çok teşekkürlerimle.Vakit ayırıp bana kıymetli zamanlarını ayıran; gerek kalaylayan gerekse dostani bir şekilde günümüzde popüleritesi artmakta olan "blogger" camiasında duygu ve düşüncelerini benle paylaşanlara katmerli teşekkürlerimle... =)(= diyerek ilk yazımı paylaşıyorum...
Sayfamda bir çok şey henüz bir süre daha "tamirde" olucak. Ancak bu defa paylaşımlarımla beraber =)(= Blogumda neler var? sorusuna gelince "HERBİŞEY VAR!!!=)(=" Yeme-içme-gezme, hobi-belki fobi, güncel olaylar-her yönüyle nostalji, azcık acı-çokça tatlı, el sanatları ve sanatın halleri, tasarım-tasarımcı, kültür-sanat, müzik, ilim-bilim-felsefe, bakım-güzellik, kokoşluk, spor-sağlık, spiritüalizm, edebiyat, kitap-dergi, resim(kabiliyetimle ilgili şüpheli olsamda), erkekler-kadınlar, ilişkiler-kaçamaklar, moda, fotoğraf, ilham aldığım-kendi yaptığım, eskiyen-yenilenen, mantıklı-mantıksız, üreten-tüketen, ilgili-bilgili, bildiğim-merak etiğim, delidolu, dedikodu, becerebildiğim-beceremediğim, inandıklarım-inan(-a)madıklarım, elin değdiği, ruhun değdiği, aşkın değdiği her tür büyülü şey, ve iyileşmekte olan bireyselliğimle her ne varsa hepsinden biraz en çokta sevgi ile paylaşarak içinde mutlanma(umutlu mutluluk) olan bir blog "huzurlu muzur =)(=".......
Bana gelince ; asıl mesleğim; arkeolojik buluntuların korunması ve restorasyona yönelik, ruhumsa yaradılışı itibaritle tasarıma adanmışlıklarla dolup dolup taşmakta...=)(= 28 yaşında aklı hala çok karış havada, hayatı dert edilmeyecek kadar renkli ve keyifli bulan, yaşadığım sürece mutlanmakta olan öngörülü, yaratıcı ruhun bir parçasiyım...=))
(Türkçem biraz nizami kusurlara takılmayınız =)(=)
                                                                pek çok öptüm =)(=